Elveda!

9/3/2008 ·

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:


“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas'a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.

“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas'a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.

Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”

Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”

“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.

Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?

Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral'in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”

Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”

Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”

Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”

Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”

Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.

“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”

Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”

Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”

Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”

Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.

Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.

Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.

Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7'de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim'dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....

Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.

Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”

Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............

Birkaç ay sonra...

Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....

- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

Yorum (yok) Yorum yaz!

Aşktan gelen anlamlı mektup..

9/3/2008 ·

Yıllarca benim peşimden koştunuz, beni anlamaya, beni tanımlamaya çalıştınız, bir çok kez beni bulduğunuzu zannettiniz, bana sahip olmaya çalıştınız, birbirinize ve kendinize zarar verdiniz, acı çektiniz. Ama beni hiç fark etmediniz. Evet, beni hiç fark etmediniz diyorum size.

İki kedinin öyküsünü bilir misiniz? Küçük kedi durmadan kuyruğunu kovalıyormuş. Yakalayamadıkça da sinirlenmiş, daha da hırsla atılmış. Bunu gören büyük kedi, küçük kediye sormuş: "Neden kuyruğunu yakalamak istiyorsun?" küçük kedi yanıt vermiş: "Bana mutluluğu kuyruğumu yakalarsam bulacağımı söylediler de ondan..." Büyük kedi gülmüş ve demiş ki: "Yıllar önce ben de senin gibiydim, kovaladım, kovaladım ama yakalayamadım. Bir gün kovalamaktan vazgeçtim ve yürümeye başladım. O benim peşimden geldi."

Benim sırrım buradadır işte. Siz beni kovaladıkça ben kaçıyorum. Çünkü sizden korkuyorum. Siz bana sahip olmak istiyorsunuz. Ama ben özgürlükte varımdır, yoksa varolamam. Bir kelebeğe benzerim. Sizi hazır hissedince gelip konarım. Çoğunuz ilk başlarda benim tadımı çıkartır. İnanılmaz duygular yaşar. Ben de yaşarım, sizin mutluluğunuz arttıkça ben de büyürüm. Taa ki yaradılışınız da var olan sahiplenme dürtüsü devreye girene dek. O dürtü ki kelebekleri çivileyip duvarlarına asıyor. Sahip olmaktan haz duyuyor.

Bu duyguyu hissedince ben hemen uçarım. Gördüğünüz gibi ben çok ürkeğimdir. Sahiplenme duygunuzun ve bunun sonucunda oluşan korkularınızın, kıskançlıklarınızın, öfkenizin, kavgalarınızın olduğu yerde ben yokum. Yoo! Üzülmeyin, onlar bana zarar vermezler, çünkü ben ölümsüzüm; sadece öyle ortamlarda varolamam ve kaçarım. Ve onlar gittiğinde tekrar gelirim.

Beni en çok "artık içimdeki aşk tamamen öldü" ya da "bir daha aşkı asla yaşayamayacağım" gibisinden düşünenler üzüyor. Ben asla ölmem, sadece siz benim size gelmemi engellersiniz. Korku, endişe, umutsuzluk, sahiplenme duygusu, kıskançlık bunlar da sizin duygularınızdır. Hatta biliyor musunuz bunlar başlangıçta iyi duygulardı. Fakat çeşitli nedenlerle engellenince size asileştiler ve sizle mücadeleye başladılar. Ve yine biliyor musunuz ki siz beni yaşarken, inanılmaz mutluyken birazdan bunlar da gelir? Çünkü onlar da mutlu olmayı istiyorlardır. Onlar da sizin yaşadığınız gibi özgürce mutluluğu yaşamak istiyorlardır. Ama siz ne yaparsınız? Suçluluk hissedip, onlarla mücadele edersiniz?

Aklınızda "Ben şu anda çok mutluyum, neden bunlarla karşılaşıyorum" düşüncesi vardır. Bastırırsınız, onlar direnir ve sonuçta gerilim gelir. Ben giderim. Lütfen, böyle bir durumda onları serbest bırakın. Nasıl mı? Onları dinleyin, ama direnmeyin. Sadece ne dediklerini dinleyin ve izleyin. Onlar ilk başta ne idiler ve neden bu hale geldiler? Unutmayın onlar bir zamanlar sizin saf duygularınızdı. Bir şekilde engellendiler ve şu an çok mutsuzlar. Belki de ailenizden veya çevrenizden gelen tepkiyle engellediniz onları, ama artık serbest bırakma zamanı. Onları dinleyin, nedenleri öğrenin ve serbest bırakın. Böylece bana daha geniş bir iniş alanı bırakırsınız.

Bir şey daha beni üzüyor. Beni anlamaya, tanımlandırmaya, ifade etmeye çalışıyorsunuz. Birbirinize "Aşk nedir?" diye soruyorsunuz. Ve "güven, sadakat, paylaşmak, sevgi, kıskançlık, verici olmak" gibi cevaplar veriyorsunuz. Bunlar benim çok yakın arkadaşlarım ama hiçbir zaman ben değiller.

Ben sadece "ben"im!

Ya da sizin sorunuza yanıtla; "Aşk sadece aşktır." Ben evrendeki her var olan gibi kendime özgüyüm ve tekim. Ve her zaman her şeyleyim. Her zaman sizinleyim fakat beni beyninizle algılayamazsınız, beni nitelendiremezsiniz, beni ifade edemezsiniz.

Dilinizdeki en harika sözcük birliği olan "Seni Seviyorum" bile beni tam ifade edemez. Ben bakışlardayım, ben sarılışlardayım, ben sözlerdeyim, ben hislerdeyim, ben her yerdeyim. Bütünlüğü hissediyorsanız, ben sizinleyimdir. Ama unutmayın beni beyniniz anlayamaz, o dünya da varolabilmeniz için eğitilmiştir. Ama beni eğitemezsiniz, bana sahip olamazsınız, beni korumaya çalışamazsınız, beni borsaya yatıramazsınız, beni satamazsınız. Benim varolduğum boyutu dünyasal beyniniz anlayamaz. Anlamaya çalıştıkça da karışırsınız, farklı ama hiçbir zaman ben olmayan tanımlara ulaşırsınız. Lütfen artık düşünmeyi bırakın da hissedin beni biraz. Sizinle beraber olmak o kadar harika ki...

Bir de beni hep suçluyorsunuz; "aşk acısı" diyorsunuz buna... Ben size asla acı çektirmem. Siz sahip olma tutkularınızla kendinize acı çektirirsiniz. Süreç şöyledir: Beraberizdir, bir varlıkta somutlaşmışımdır, mutlusunuzdur, her şeyden büyük zevk alıyorsunuzdur. Ve birden korkmaya başlarsınız: ya bu mutluluğunuz gelecekte de devam etmezse;kendinizi garantiye almak istersiniz; bunun için bana sahip olmak istersiniz; üzülerek sizi terk ederim; kırgınlık ve öfke yaşarsınız; beni tekrar yakalamak için planlar, stratejiler oluşturursunuz; güzel sözler, hoş armağanlar, harika davranışlar kullanırsınız ama maalesef bu davranışlarınız sadece sempati toplar, beni değil.

Belki bu davranışlarınızla somutlaştığım varlığı tekrar kazanırsınız ama bir şey eksik değil midir? Ben. Onu tekrar kazanana kadar yaşadığınız yürek çarpıntısına ne oldu? İstediniz ve elde ettiniz, değil mi? Yanlış anlamayın, sizi suçlamıyorum, siz içinizden geleni yaptınız ve başarmanın mutluluğunu tadıyorsunuz? Ben sadece şunu anlatmak istiyorum: Kendinizi ve onu serbest bırakın.

Özgürleştirin birbirinizi. Ben sadece özgür ortamlarda var olabilirim. Ve beni tekrar yaşayabilmenin yolu özgür olmak ve özgür bırakabilmektir. Yoo!, kaybetmekten asla korkmayın. Benim tadımı bilen asla kaybetmez. Ve aslında bir gün şunu fark edersiniz, benim A veya B varlığında somutlaşmam önemli değildir, önemli olan tek şey:

SİZİN BENİ HİSSEDEBİLME GÜCÜNÜZDÜR!


Bir gün bunu fark edeceksiniz, umarım kendinize çok fazla eziyet etmeden anlarsınız bunu ...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Gidicek misin?

9/3/2008 ·

Hey sana diyorum!!!

Bana arkanı dönüp dönüp giden adam..

Sevdin mi sen beni..

Bir annenin bebeğine olan şevkatiyle

Öptün mü ellerimi avucuna alıp..

Bana sonsuza kadar seninim dedin mi?

Ağladığımda yanımda oldun mu bir an.

Gözyaşlarımı dindirdin mi aşkınla..

Kalbini bana açtın mı titreyerek

Düşüncelerin ben oldum mu hiç!

Gördüğün düşlerde yer aldım mı bir kere..

Gözlerini açtığında karşında gördün mü beni

Hayır hiç sanmıyorum..böyle bir şey olmadı.. asla!!

Sen beni ne rüyanda gördün..

Ne aşkını haykırdın yüzüme..

Belki kalbin başkasına ait

Belki de bana...

Seni kaybetmekden öyle korkuyordum ki!

Bazen bu korku içime işliyor..

Yiyip bitiriyor beni öldürürcesine

Ömrümün her dakikasını her günü...

Senin ellerinde artık..

Bensiz olmak istediğin gibi

Beni istemediğinde

Yok oluşumu izyeleceksin yavaş yavaş..

Bulutlara doğru kayboluşumu bir yıldız gibi kayışımı

Ben hep orda olacağım

Seni beklemek üzere..

Eğer kalbin bana aitse

Due gitme!,bekle beni de

Sen nereye gidersen geleceğim..

Bu sonsuzluk olsa bile..

Şimdi söyle bana

Ebediyete kadar benim misin?

Yoksa gidecek misin?

Yorum (yok) Yorum yaz!